Geçtiğimiz günlerde biri bana geliştirdiği yazılımın ne kadar edeceğini sordu.
Yaklaşık 1 yıldır üzerinde çalışıyormuş. İçerisinde onlarca özellik varmış. Mobil uygulaması, yönetim paneli, raporları derken ciddi emek harcanmış bir proje olduğu belliydi.
İlk sorduğum soru şu oldu:
"Kaç müşteriniz var?"
Cevap kısa ve netti:
"Henüz yok."
Aslında yazının geri kalanını burada bitirebiliriz.
Çünkü birçok kişi yazılım projelerinin değerini yanlış hesaplıyor.
Yazılımcılar harcadıkları zamana göre değer biçiyor.
Girişimciler harcadıkları paraya göre değer biçiyor.
Fakat piyasa bunların hiçbirine bakmıyor.
Piyasa tek bir şeye bakıyor:
Bu proje bir değer üretiyor mu?
Bugün 2 yıl boyunca geliştirilmiş ama hiç kullanıcısı olmayan yüzlerce proje var.
Öte yandan birkaç ay içerisinde geliştirilen ve düzenli müşteri kazanan projeler de var.
Sizce hangisi daha değerli?
Çoğu kişinin cevabı ilk proje oluyor.
Gerçek cevap ise ikinci proje.
Çünkü satın alınan şey kod değil, sonuçtur.
Bir örnek verelim.
İki apartman olduğunu düşünün.
Birincisi sıfırdan yapılmış, oldukça şık ve modern. Fakat içerisindeki tüm daireler boş.
İkincisi daha mütevazı görünüyor. Ancak bütün daireler dolu ve her ay düzenli kira getiriyor.
Yatırım yapacak olsanız hangisini tercih edersiniz?
Muhtemelen ikinciyi.
Yazılım projeleri de tam olarak böyledir.
Kimse kaç satır kod yazdığınıza bakmaz.
Kimse gece kaçlara kadar çalıştığınızı da umursamaz.
Kimse projeyi geliştirirken ne kadar yorulduğunuzu bilmek istemez.
İnsanlar şuna bakar:
Bu sistem müşteri getiriyor mu?
Gelir üretiyor mu?
Kullanıcılar ürünü kullanmaya devam ediyor mu?
Yarın devraldığımda çalışmaya devam edecek mi?
Asıl değer burada oluşur.
Özellikle son yıllarda çok sayıda girişimciyle konuşuyorum.
Bazıları iki yıl boyunca geliştirdiği projeye milyonlarca lira değer biçiyor.
Sebep?
Çünkü çok emek harcamış.
Fakat emek ile piyasa değeri aynı şey değildir.
Bir projeye 1 milyon liralık emek harcamış olabilirsiniz.
Bu onun 1 milyon lira ettiği anlamına gelmez.
Aynı şekilde bir proje birkaç ayda geliştirilmiş olabilir.
Ama yüzlerce aktif müşterisi varsa, düzenli gelir üretiyorsa ve büyüme potansiyeli taşıyorsa değeri çok daha yüksek olabilir.
Bence girişimcilerin yaptığı en büyük hatalardan biri de burada başlıyor.
Ürünü geliştirmeye o kadar odaklanıyorlar ki müşteri tarafını unutuyorlar.
Yeni özellikler geliyor.
Yeni ekranlar ekleniyor.
Yeni modüller yazılıyor.
Ama ürünü kullanacak insan sayısı değişmiyor.
Sonuç olarak ortaya teknik olarak başarılı ama ticari olarak başarısız projeler çıkıyor.
Benim gözümde bir yazılım projesinin gerçek değeri şu dört şeyle ölçülür:
Çözdüğü problemin büyüklüğü
Aktif kullanıcı sayısı
Düzenli gelir üretip üretmediği
Gelecekte büyüme potansiyeli
Geri kalan her şey ikinci plandadır.
Kod yeniden yazılır.
Tasarım yenilenir.
Sunucu değişir.
Teknoloji değişir.
Ama müşteri kazanmak ve gelir üretmek her zaman en zor kısımdır.
Bu yüzden bir yazılım projesine değer biçerken kendinize şu soruyu sorun:
"Bu projeyi yarın bir başkası satın almak istese, aslında ne satın almış olacak?"
Kod mu?
Yoksa çalışan bir iş modeli mi?
Gerçek değer çoğu zaman bu sorunun cevabında gizlidir.